
Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, Knidos kentine girerken ilk dikkati çeken, kentin solunda yer alan yarımada, Knidos'a ilk yerleşim döneminde konumunun getireceği avantajı en üst düzeye çekebilmek için bir adadan yarımadaya dönüştürülmüştür. Bu sayede iki ayrı denizde iki ayrı liman oluşturabilmişler ve
Ege tarafını
askeri,
Akdeniz tarafını
ticari liman haline getirmiş zeki Knidoslular.

Dikkat ederseniz Ege tarafındaki liman, Akdeniz tarafındaki limana göre daha korunaklı. Bu yarı doğal korunmayla yetinmeyip, liman girişinde de surlarla korumayı desteklemişlerdir.

Bütün yerleşimi, Burgaz'dan bu yeni yere planlı ve düzenli bir şekilde taşıyan Knidosluların arasından, dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen
İskenderiye Feneri'nin mimarının çıkması da doğal bir sonuçtur kanaatimce. Kendisi hakkında çok fazla bilgiye ulaşamadığım bu mimarın adı Sostratos'dur. Yine İskenderiye'deki Tetra Stadyumu'nun mimarı olan Dexiphanes'in oğlu olan
Sostratos, İskenderiye Feneri'nin dışında, Knidos'ta Ertelenmiş Zevkler Bahçesi ( Babil'in Asma Bahçeleri'ne benzer bir yapı, ama yakta kalamamıştır malesef. ),
Delphi'de Knidos Evi ( Geniş kolonatlı bir oda ) ve Nil nehrinde yönlendirme kanallarının mimarıdır aynı zamanda.
Sostratos ile ilgili bulabildiğim en detaylı bilgi için
bu siteye bakınız.
Bu mimar sayesinde görünen bir gerçek daha var; mimar baba oğullar, eskiden beri mimarlık piyasasına hakimler :-)